MİDE ASİDİ-3: MİDE ASİDİNİ VE MİDE SALGILARINI DESTEKLEME YÖNTEMLERİ
(Not: Bu yazı sağlık çalışanları için hazırlanmıştır. Sağlık çalışanı değilseniz bir uzmana danışmadan bir tedavi uygulamaya çalışmayın.)
En son mide asidi üzerine iki yazı yazmıştım. Bu konu hakkındaki üçüncü yazımı yazmış oldum. Hepsini beraber okuduğunuzda muhakkak güzel bir fikir oluşturacaktır.
Önceki 2 makalede mide asidinin önemi ve yeterliliğini test etme yöntemlerinden bahsetmiştim. Peki yetersiz olduğunu fark ettik veya tespit ettik. Nasıl düzeltebiliriz, nasıl iyileştirebiliriz? Bakalım elimizde ne var.
Mide asidi üretimini arttırmaya yönelik makale araştırması yaptığımda fark ettim ki bilim dünyasının asit salınımını iyileştirme gibi bir derdi yok. Herkesin uğraşı asit salınımını engelleme üzerine olmuş gibi görünüyor. Karşıma çıkan makaleler çoğunlukla inhibisyon üzerine yazılmıştı. 1980’lerde mide asidinin iyileştirilmesine yönelik birçok çalışma olmasına rağmen 2000’li yıllara doğru geldiğimizde ise bu tür çalışmalar belirgin şekilde azalmış görülüyor. Bundan dolayı uygun makaleleri bulmak daha zor oldu. Bulduklarımı ve sentezimi sizlerle paylaşıyorum.
Mide asidi veya genel olarak mide salgılarının azalması önceki yazımda bahsettiğim gibi ileri yaşlarda özellikle 40 yaş üstünde gördüğümüz bir sorun. 40 yaş altındakilerde ise özellikle H.pylori pozitif olanlarda eskiye göre mide asidi üretiminde artış olduğunu gösteren çalışmalar mevcut. Japonya’da yapılan bir çalışmada 1994-2014 yılları arasında 40 yaş altında özellikle H.pylori pozitif grupta gittikçe mide asidi salgılanmasında artış olduğu görülmüş.
Mide asidini optimum seviyede tutmak sadece sindirim, mikrobiyata vs için gerekli değildir. Aynı zamanda gastrin seviyesini de uygun düzeyde tutup kanser riskini azaltmak için de gereklidir. Mide asidi düşük oldukça salınımı arttırmaya yönelik gastrin artacak ve gastrin seviyesinin yüksekliği de kanser riskini arttırmış olacaktır. Gastrin atrofik gastrite ilerlemeye yol açmanın dışında, çinko-kalsiyum-CCK2R’nin rol aldığı bir mekanizma ile proliferasyonu da uyarıyor. Kanser riskini arttırma etkisi de buradan gelmektedir. Burada çinko üzerine biraz düşünmek gerekebilir. Özellikle riski olan, metaplazi veya displazisi olan bir hastada ilk aşamada çinko desteğinin uygun olup olmayacağı tartışılabilir.
Mide asit salgısının yeterli düzeyde olmasının getirebileceği yararlardan biri de mide mukozasının daha iyi kanlanmasıdır. Bu sayede daha iyi kan akımı olan doku daha iyi korunmuş ve daha hızlı yenilenmiş olacaktır. Yapılan bazı çalışmalarda mide asit salgısı ile mide mukozasındaki kan akımının doğru orantıya sahip olduğu görülmüş. Tabi burada hangisinin diğerini ortaya çıkardığı konusunda net bir bilgimiz yok.
Mide vagus siniri ile innerve bir organdır. Midede asit salınımını uyaran faktörlerden biri de asetilkolindir. Vagal uyarı asetilkolin ile beraber ayrıca doğrudan gastrin ve somatostatin üretimini arttırarak da asit salınımını uyarır. Yani vagus sinirinin uyarılmasını asit salınımını iyileştiren yöntemlerden biri kabul edebiliriz. Nitekim yapılan çalışmalarda özellikle düşük frekanslı vagal uyarının mide salgılarında anlamlı düzeyde artış yaptığı saptanmış. Çiğnemenin salgıları arttırmadaki rolü de buradan gelmektedir.
Yemek öncesi iştah, acıkma hissi, yemeğin görüntüsü, kokusunun da salgıları arttırdığını biliyoruz. Muhtemel mekanizma yine vagal uyarı sonucu olduğudur. Sefalik faz olan bu aşamada asetilkolin, GABA, somatostatin, TRH’nın da rol aldığı kabul ediliyor. Özellikle yemeğin başlarında yaklaşık %50 kadar katkının sefalik fazla karşılandığı ifade ediliyor. Bundan dolayı yemekten önceki hazırlık ve hisler de salgıları arttırmanın etkili yollarından biridir diyebiliriz.
Gastrik fazda ise en iyi uyarıcı midenin distansiyonudur. Yani mekanik uyarıdır. Ancak proksimal midedeki distansiyon asit salınımını uyarırken, antrumdaki uyarı asit salınımını inhibe eder. Bu yemek sırasındaki oturuş pozisyonunun de etkili olabileceğini düşündürüyor. Distansiyona bağlı uyarının refleks şeklinde olduğu, hormon aracılı olmadığı kabul ediliyor.
Proteinlerin de salgıları uyarıcı etkileri mevcut. Ancak bu etki parçalanmış proteinler, aminoasidler aracılığıyla oluyor. Özellikle triptofan ve fenilalanin’in belirgin uyarıcı etkisi olduğu görülmüş. Ayrıca besinlerden süt, çay, kahve, bira ve şarapın da uyarıcı etkisi mevcut. Bu etki içerdikleri kafeinden bağımsız gerçekleşir. Burada acımsı tadın uyarı etki ortaya çıkardığı tespit edilmiş. Mesela triptofan ve fenilalanin, aminoasidler içerisinde en belirgin acımsı tada sahip aminoasidlerdir. Besin gruplarından yağların ise mide asit salgısını baskılama etkisi mevcut.
İlginç bir şekilde yapılan bir çalışmada besinlerin içeriğinden ayrı olarak tatlarının da mide asidi salınımında rol oynadığı gösterilmiş. Acımsı tadı olan gıdaların asit salınımını uyardığı, tatlı-şekerli tadı olanların ise böyle bir uyarıcı etki yapmadığı gösterilmiş. Burada tat tomurcuklarının sadece dilde olmadığı vücudun farklı bölgelerinde de olduğu ve bu etkinin muhtemelen midedeki tat reseptörlerinde yaptığı etkiye bağlı olduğu dile getirilmiş.
H.pylori enfeksiyonu çoğu zaman hipoklorhidri ile ilişkilidir. Sadece antrumla sınırlı olan enfeksiyonlarda mide asit salınımının arttığı görülmüş ve bu hastalarda duodenal ülser sıklığı artmış. Bundan dolayı belirgin H.pylori enfeksiyonu olan tedavi endikasyonu olan hastalarda H.pylori eradikasyon tedavisi mide asit salınımını arttırmanın çözümü olabilir.
Mide asidinin az salgılanmasının sebeplerinden biri de midede gastrit, inflamasyon tablosunun olmasıdır. Zaten atrofik gastrite giden süreç de inflamasyon ile başlar. Bundan dolayı inflamasyonun düşürülmesi durumunda midenin asit ve enzim salgılama kapasitesi de artacaktır. Antiinflmatuar desteklerin ve yaşam tarzının dolaylı olarak bu açıdan destekleyici etki yapacağını söyleyebiliriz.
Bağırsak mikrobiyatası, ince bağırsaklardaki bakteri yoğunluğu da önemli rol oynar. Hem dolaylı olarak inflamasyona yol açacak olması hem de malabsorbsiyondan dolayı sağlıksız bir mikrobiyata mide asidi salınımını ciddi şekilde baskılayabilir.
Kronik hastalıkların ve her türlü inflamatuar durumun tedavisi de ayrıca önemlidir.
MİDE ASİDİNİ ARTTIRMANIN YOLLARI
Çinko: Önceki makalelerde yazdığım gibi mide asidi salınımında görevli en önemli minerallerden biri çinkodur. Bundan dolayı çinko eksikliği varsa giderilmesi önem arz ediyor. Eksiklik yoksa bir miktar çinko desteği (15-50 mg) bu konuda ekstra fayda sağlayabilir.
Çok çiğnemek: Çiğnemek mide salgılarını uyaran faktörlerden biridir. Aslında sadece çiğnemek değil, yavaş yemek, yemeğe başlamadan önce yemeği kokusu, görüntüsü ile hissetmek, acıkıncaya kadar beklemek gibi sağlıklı alışkanlıkların hepsi bu konuda fayda sağlayacaktır.
İşlenmiş gıdaları kısıtlamak: Özellikle rafine şeker başta olmak üzere rafine gıdalar midede inflamasyon sonucu mide asidi salınımına engel olabilirler. Ayrıca mikrobiyata üzerine olan etkilerinden dolayı da negatif bir etki ortaya çıkarabilirler. Direkt asit salınımı üzerine olan bir inhibitör etki olduğunu söyleyemeyiz. Ancak proteinler gibi bir uyarıcı etkileri olmadığı biliniyor.
Fermente gıdalar tüketmek: Fermente gıdalar, kimchi, turşular, özellikle de lahana turşusu mide asiditesinin artmasına destek olabilir. Bu etki hem kendi asidik özellikleri ile direkt olarak hem de mikrobiyata ve inflamasyon üzerine olan olumlu etkilerinden dolayı dolaylı olarak gerçekleşiyor. Ayrıca içerdikleri probiotikler ve lactic asidin üreaz aktivitesi ve adezyon üzerinden H.pylori enfeksiyonu üzerine de olumlu etkileri mevcut. Bu açıdan da ekstra fayda sağlayabilirler.
Antiinflamatuar besinler: Bir organın üzerindeki inflamasyon yükünü azaltırsanız o organ daha iyi çalışmaya başlar. Bu sadece karaciğer için değildir. Mide için de inflamasyon ortadan kalkınca salgı kapasite daha iyi hale gelecek diyebiliriz. Bundan dolayı antiinflamatuar besinler ve yaşam tarzı her zaman faydalı sonuçlar doğurur.
Destekleyici özelliği olanlar:
- Asidik gıdalar: Sirke, limon suyu gibi besinler mide asit salınımını arttırmaktan ziyade midenin asiditesini arttırıp destek olurlar. Düşük mide asidi için ilk önerilenlerdir.
- Papaya: kendisi asidik karakterde olsa da gastrin ve histamin üzerinde asit salınımını azaltıcı etki ortaya çıkarıyor. Ancak içerdikleri proteolitik enzimler sayesinde sindirimi kolaylaştırabilir.
- Ananas (bromelain): asıl etkisi içerisindeki bromelain sayesinde oluyor. Bromelain hem proteolitik bir enzim olduğu için sindirimi kolaylaştırır hem de antiinflamatuar etkisi ile dolaylı olarak fayda sağlayabilir. Salgıları arttırdığına dair bir bilgi yok ama asidik yapıda olduğu için mide asidini destekleyebilir.
HCL destek ürünleri: Betain HCL en popüler ve en çok kullanılan mide asit destek ürünüdür. Bir tuzdur ve sade betainden farklıdır. Yemeklerle birlikte alındığı ve uzun süre etki etmediği için etkisi sadece öğün sırasında sınırlı kalıyor. Mide asidi salınımı azaldığında çoğu zaman pepsin salınımı da azalmış olur. Bunda dolayı pepsin de yetersiz salınmış olur. Tedavide pepsin için de ayrıca destek vermek gerekebilir. Betain HCL çoğu zaman pepsin ile kombine üretilir.
Yapılan bir çalışmada PPİ ile mide pH’sı 4’ün üzerine çıkarılan hastalara betain HCL verilerek etkisi incelenmiş. 1500 mg betain HCL ile 30 dk içerisinde pH’nın 5.2’den 0.6’ya kadar düştüğü saptanmış. 6 dk içerisinde pH 3’ün altına inmiş ve 73 dk boyunca 3’ün altında seyretmiş.
Herbal bitters: Çin tıbbında sık kullanılan tadı acı olan bitkilerdir. Bu bitkilerin kramp, bulantı, gaz gibi şikayetleri gerilettiği özellikle İBS hastalarında sık kullanıldığını biliyoruz. Ayrıca salgıları da arttırıcı etkilere de sahip oldukları için sindirim için olumlu etkileri oluyor. Bitter (acı) tat reseptörleri (T2Rs) ağız ve dil dışında mide, bağırsak, karaciğer ve pankreasta bulunabiliyor. Bu reseptörler üzerinden de sindirim sistemini ve detoksifikasyonu anlamlı düzeyde etkileyebiliyorlar. Sindirim dışında iştah kontrolü, kan şekeri kontrolü, tatlı krizleri için de kullanılıyorlar. Gentian, wormwood (pelin otu), acı kavun, kekik, karahindiba, zencefil, meyan kökü, enginar yaprağı, melek otu (angelica root) şeklinde liste gidebiliyor. Ancak genelde sıvı formda ve karışım şeklinde olan ürünler mevcut.
Manuka honey: Bir çeşit çay ağacının (manuka) polenlerinden (Avustralya, yeni Zelanda) üretilen bir baldır. Daha çok enfeksiyonlar, immun sistem desteği, yaralar için kullanılıyor. Asidik formda olup pH’sı 3.2-4.5 arasında olur. Ayrıca mide ülserlerinde de yapılmış çalışmaları mevcut olup PPİ’dan daha belirgin etki ortaya çıkarmış. Bu etkinin antiinflamataur ve antioksidan etki sonucu olduğu, ayrıca ülser üzerinde mukus tabakası oluşturarak koruyucu etki yaptığı da ifade ediliyor. Ancak sindirim enzimleri veya mide asidi salınımı üzerine etkisi olup olmadığına dair bilgi yok diyebiliriz.
Kaynaklar:
- Sarker SA, Ahmed T, Brüssow H. Hunger and microbiology: is a low gastric acid-induced bacterial overgrowth in the small intestine a contributor to malnutrition in developing countries?. Microb Biotechnol. 2017;10(5):1025-1030. doi:10.1111/1751-7915.12780
- Schubert ML. Physiologic, pathophysiologic, and pharmacologic regulation of gastric acid secretion. Curr Opin Gastroenterol. 2017 Nov;33(6):430-438. doi: 10.1097/MOG.0000000000000392. PMID: 28787289.
- Berthoud HR, Laughton WB, Powley TL. Vagal stimulation-induced gastric acid secretion in the anesthetized rat. J Auton Nerv Syst. 1986 Jul;16(3):193-204. doi: 10.1016/0165-1838(86)90025-1. PMID: 3745775.
- Holm L, Perry MA. Role of blood flow in gastric acid secretion. Am J Physiol. 1988 Mar;254(3 Pt 1):G281-93. doi: 10.1152/ajpgi.1988.254.3.G281. PMID: 2831734.
- Walsh JH. Peptides as regulators of gastric acid secretion. Annu Rev Physiol. 1988;50:41-63. doi: 10.1146/annurev.ph.50.030188.000353. PMID: 2897827.
- Singer MV, Leffmann C. Alcohol and gastric acid secretion in humans: a short review. Scand J Gastroenterol Suppl. 1988;146:11-21. doi: 10.3109/00365528809099126. PMID: 3067332.
- Iijima K, Koike T, Abe Y, Ohara S, Shimosegawa T. A Chronological Increase in Gastric Acid Secretion from 1995 to 2014 in Young Japanese Healthy Volunteers under the Age of 40 Years Old. Tohoku J Exp Med. 2016 Jul;239(3):237-41. doi: 10.1620/tjem.239.237. PMID: 27440759.
- Stoeger V, Liszt KI, Lieder B, Wendelin M, Zopun M, Hans J, Ley JP, Krammer GE, Somoza V. Identification of Bitter-Taste Intensity and Molecular Weight as Amino Acid Determinants for the Stimulating Mechanisms of Gastric Acid Secretion in Human Parietal Cells in Culture. J Agric Food Chem. 2018 Jul 5;66(26):6762-6771. doi: 10.1021/acs.jafc.8b01802. Epub 2018 Jun 25. PMID: 29879844.
- Feldman, Mark, and Charles T. Richardson. “Role of thought, sight, smell, and taste of food in the cephalic phase of gastric acid secretion in humans.” Gastroenterology2 (1986): 428-433.
- Richardson, C. T., et al. “Studies on the mechanisms of food-stimulated gastric acid secretion in normal human subjects.” The Journal of clinical investigation3 (1976): 623-631.
- Baruah, Rwivoo, Mousumi Ray, and Prakash M. Halami. “Preventive and therapeutic aspects of fermented foods.” Journal of applied microbiology(2022).
- Vijayasarathy S, Gayathri P, Suneetha V. Fermented Foods and Their Abating Role in Gastric Ulcers. J Am Coll Nutr. 2021 Aug 17:1-5. doi: 10.1080/07315724.2021.1962768. Epub ahead of print. PMID: 34402418.
- Olmoss, Anilu. “PAPAIN, A PLANT ENZYME OF BIOLOGICAL IMPORTANCE: A.” American Journal of Biochemistry and Biotechnology2 (2012): 99-104.
- Yago MR, Frymoyer AR, Smelick GS, et al. Gastric reacidification with betaine HCl in healthy volunteers with rabeprazole-induced hypochlorhydria. Mol Pharm. 2013;10(11):4032-4037. doi:10.1021/mp4003738
- Guilliams TG, Drake LE. Meal-Time Supplementation with Betaine HCl for Functional Hypochlorhydria: What is the Evidence?. Integr Med (Encinitas). 2020;19(1):32-36.
- Shaik FA, Singh N, Arakawa M, Duan K, Bhullar RP, Chelikani P. Bitter taste receptors: Extraoral roles in pathophysiology. Int J Biochem Cell Biol. 2016 Aug;77(Pt B):197-204. doi: 10.1016/j.biocel.2016.03.011. Epub 2016 Mar 23. PMID: 27032752.
- Gebhardt R. Stimulation of acid secretion by extracts of Gentiana luteaL. in cultured cells from rat gastric mucosa. Pharm Pharmacol Lett, 1997;7(2-3):106-108.
- Almasaudi, Saad B., et al. “Antioxidant, anti-inflammatory, and antiulcer potential of manuka honey against gastric ulcer in rats.” Oxidative medicine and cellular longevity2016 (2016).